Osmanlı Devleti’nin “Resm-İ Çift” Uygulamalarını Yeniden Düşünmek

Osman GÜMÜŞÇÜ, Emine ERDOĞAN ÖZÜNLÜ
1.509 264

Öz


Osmanlı sosyal, ekonomik, idari ve askeri sisteminin timar temelli bir sistem üzerine inşa edildiği malumdur. Bu temel ise, adına çift-hâne sistemi denilen ve bir ailenin geçimini sağlayacak büyüklükte toprağı işlemesine dayanmaktaydı. Mülkiyeti devlete ait olan bu toprağa, “çift” adı veriliyor ve aile elindeki bu toprağı zorunlu haller dışında sürekli işlemekle yükümlü tutuluyordu. Ailenin işletme hakkını elinde tuttuğu bu toprak için devlete, yani onun temsilcisi sipahiye ödediği vergiye, “resm-i çift” adı veriliyor ve bu ödemeyi aksatmadan yaptığı sürece, toprağı kontrolünde bulunduruyor, hatta işlediği bu toprağı babadan oğula intikal ettirebiliyordu. Osmanlı yönetimi, fethettiği bölgelerde öteden beri sürdürülen sosyal ve ekonomik düzeni başlangıçta olduğu gibi benimsemiş, gerekli durumlarda ise zamana yayarak bir takım değişikliklere gidebilmiştir. Bu bağlamda, reâyâdan alınan en önemli vergilerden biri olan resm-i çift, imparatorluğun her tarafında farklı bedeller üzerinden alınabilmiştir. Esas itibariyle topraktan alınan verginin “alâ-evsât-ednâ” olarak üç kategori üzerinden alınmasına rağmen, resm-i çift için çok farklı miktarların uygulanması izaha muhtaçtır. Gerçekten de belgeler ve çalışmalar üzerine yaptığımız taramada, Osmanlı topraklarında çift vergisi, mekâna ve zamana göre değişmekle birlikte bu verginin 6 ile 100 akçe arasında olduğu tespit edilmiştir. Bu çalışmada bahsi geçen farklılığın nedenleri üzerinde durularak, Barkan ve diğerleri tarafından söylenen “önceki yönetimlerden devralınan tarihî faktörler”in tek sebep mi olduğu; yoksa bu husus yanında “mekânsal faktörler”in de etkili olup olmadığı sorusu cevaplandırılmaya çalışılmış ve özellikle “arz-talep” dengesinin ön plana çıktığı sonucuna varılmıştır.


Tam metin:

PDF