ALBERT CAMUS’NÜN “YABANCI” ROMANINDA KİMLİKVE YABANCILAŞMA PROBLEMİ

İbrahim BİRİCİK
3.054 1.056

Öz


Albert Camus’nün “Yabancı” romanı yüzeysel olarak bir insanın başından geçen bir olayı ele alır. Ancak roman; derinlemesine incelendiğinde romanın kahramanı Meursault’nün hayat realitesi karşısında çaresizliği ve hayatı anlamlandıramayışından kaynaklı kimlik problemi dikkat çeker.

Sosyal varlık olan insanın; toplum ve benlik boyutunda “kim” ve “ne” olduğunu bilememesinden kaynaklanan bu paradoks, bireyi kendi “ben”ine ve topluma yabancılaştırır. Bireyi yalnızlığa iten bu kimlik problemi, sosyolojik boyutta bireyi topluma da ötekileştirir. Bireyin topluma ötekileşerek yabancılaşması, dini yönden yabancılaşmayı tetikler. Bireyin, modernite ile gelen sorulara dini alternatifli cevap bulamaması, metafizik boyutta bireyi buhrana sürükler. Bu buhran, benlik/kimlik zayıflamasına neden olduğu gibi toplumsal değerlerden kopmasının ifadesidir. Bu kopuş, benlik/kimlik zayıflamasını sonuçlandırdığı gibi toplumsal değerlerden kopmanın da ifadesidir. Bu kopukluk, kişiliğin şizofrenik bir biçimde parçalanmasına neden olur. Modernitenin getirdiği parçalanan benlikler, kimliksizleşen bireylerin hem sebebi hem de sonucudur.

Bireyin kendine ve topluma yabancılaşmasının temelinde hayatı absürd görme felsefesi yatar. Bu felsefe ile romanın zamansal ve mekânsal boyutunda karşılaşılır. Metafizik buhran, ontolojik anlamsızlık ve kimlik karmaşası kaynaklı hayata kayıtsız kalma durumu, Meursault’yü psiko-sosyal boyutta yabancılaştırır. “Yabancı” odaklı bir izlekle, hayat-ölüm-suç kavramları romana yansır.

Modern insanın modern zamandaki buhranlı dönemindeki kimlik kaybı ve yabancılaşması, modernist roman olan “Yabancı”da tüm boyutları ile müşahede edilir. 


Tam metin:

PDF


DOI: http://dx.doi.org/10.20322/lt.60590